Vakıfköy’ün sırrı ne?

Muhammet Ali Özdemir'in hazırlayıp sunduğu Futbolun Hikayeleri bu hafa Vakıfköy'ü tanıttı.

12 Yorum Onay bekleyen yorum yok

  1. Vakıfköy futbol akademisi verimli topraklarda kurulu bir futbolcu üretim evidir.
    O kapıdan giren dokuz on yaşında ki çocuklar altı yedi sene sonra üşke gündemine girerler.
    Sırası gelen Avrupa ya uçar.
    Sırası gelen kulübüne para kazandırarak diğer ülke kulüplerimize transfer olurlar.
    İşin doğası böyle.
    Zamanı gelmeden ayrılmayı tercih eden kardeşlerimiz de çoğunlukla alt liglerde mücadeleye devam ederler.
    Şimdi sırada ki kardeşlerimiz karar verecekler ve doğru olanı yaparak şehirlerine katkı vermeye devam edecekler.

    29
      1. @ATOM KARINCA yorumuna yanıt olarak

        Atom Karınca kardeşim nasılsın.
        Haberi okuduğumda birden Vakıfköy tesislerinde ki metal trübünler aklıma geldi ve yazmak ihtiyacı duydum.
        Neydi o günler.
        Oradan Sedat3, Biyediç,Baliç, Musisi,Yalçın Ahmet Suphi,Adnan ve sayamadığım pek çok isimler geçti.
        Kimileri kendi ülkelerinden geldi.
        Kimileri o sahalarda yetişti.
        Onların yaptıkları antrenmanları seyretmek inan ki maçlardan daha güzeldi.
        Yılmaz hoca nın şakaları, Muhtar bey in disiplini, küçücük çocukların onları izlerken iç geçirmeleri.
        Daha neler neler.
        En unutulmazı da kulubün eski model yeşil beyaz Mercedes servis otobüsü.
        Biliyor mu sun hala orada duruyormuş.
        Bir yazı da okudum.
        Vakıfköy bu ülke de ilk kez gece antrenmanı yapılan sahalara sahiptir.
        Milli takım bile bir dönem orada kamp yapıyordu.
        Anlayacağın kardeşim o topraklar çok verimli.
        O günleri unutmak mümkün değil.
        Ne diyoruz.
        #Vakıfköydurdurulamaz.

        1. @16 BS 224 Texas yorumuna yanıt olarak

          Bu arada Yalçın Papazçeşme de rafetin bahçede her gün maç yaptığımız mahalle arkadaşımdır. O dönemde gazeteci kırtasiyeci Ömer Abinin dükkanın hemen altında oturuyordu.
          Sonrasında Bursaspor un kaptanı oldu.
          Ahmet Suphi yi yanlış hatırlamıyorsam Bursa Erkek Lisesi n den tanıyorum.
          Bir üst sınıftaydı.
          Şehit Asteğmenimiz de iki alt sokaktan mahalle arkadaşımdır.
          Onların sokağın altında da şimdi yazılarını severek takip ettiğimiz Serkan arkadaşımız oturuyordu.
          Rahmetli Muhtar Amca ise ev komşumuzdu.
          Bizim baba yadigarı ev ile Muhtar Amca nın tarlaları komşuydu.
          Şimdi ikisi de rahmetli oldu.
          Bizim balkonda muhabbet edip eski başarıları yad ederken kahvelerini yudumlarlardı.
          Muhtar amca yı gecenin üçünde mısır tarlasında çamurların içinde sulama yaparken hatırlıyorum.
          Bir de kahyası Memduh abi vardı.
          Bütün gün traktör üstünde tarla sürerdi.
          Neydi o günler.
          Bu hatıralar seksenli yıllardan.

          1. @16 BS 224 Texas yorumuna yanıt olarak

            Kardeşim tüylerimi diken diken ettin. .Yaa bizler bizim yaşımızdaki renkdaşlarım bazı konularda şanslı idi. . O yıllar da BURSASPOR ( tam olarak yılını hatırlamıyorum. ) Hürriyet te ziraat mesire alanında antrenman yapmaya gelmişler. Duydum H.E.M.Lisesinde öğrenciyim. . Okuldan kaçmak istedim ama kaçamadım. .Yaa renkdaşım sabah sabah aldın beni götürdün o yıllara. . BİZ LER BURSASPOR u AMA SIZ FAKAT SIZ SEVİYORDUK. VE HALA ÖYLE SEVİYORUZ BE KARDEŞİM. .. ADI AŞK BU EZİYET İN. .

            1. @ATOM KARINCA yorumuna yanıt olarak

              Bursaspor öyle bir takım ki babadan oğula miras kalır ve o mirası deviralanlar da sonraki nesile devireder.
              Bursaspor lu olmak bu ülke de büyük ayrıcalıktır.
              Kim ne derse desin bu kulübün büyüklüğü tartışılamaz.

  2. Muhammet Ali Özdemir’e mesleği habercilik olan basın mensuplarının yerine getirmediği
    görevi üstlendiği için teşekkür ederim. Emeğine sağlık.
    Uzun yıllardır altyapıya emek veren Cenkçiler , krizlerin beklenen fırsatı yarattığını söyledi.
    Ve…Bursasporun Vakıfköy temelli bir Anayasası olması gerektiğinin altını çizdi.
    Yine alt yapının her daim içinde olan Mustafa Er’in anlattıklarını dinlediğimde Hocaya ve henüz daha çocuk yaşta
    olduğunu ıskaladığımız futbolcularımıza çok fazla baskı yapıldığını bir kez daha fark ettim.

    2010 yılı çok gerilerde kaldı. Artık yeni bir hikaye yazmak için sabırlı olmak zorundayız.

    Mevlananın dediği gibi :

    Ne kadar söz varsa düne ait.
    Dünle beraber gitti, cancağızım,
    Şimdi yeni şeyler söylemek lazım…

Bir yorum yazın

Lütfen bir isim/rumuz ve yorum yazın.

Kayıtlı bir kullanıcıyı yorumunuza etiketlemek(mention) için yorumunuzun içerisine örnek @bursasporluyuz şeklinde kullanıcı adını yazabilirsiniz.

Başa dön tuşu