Güçlü lider Enes Çelik!
Dr. Öğr. Üyesi Memet Zencirkıran’ın Bursaspor Kulübü Başkanı Enes Çelik için kaleme aldığı yazısıdır.

Bir süredir Enes Çelik üzerine yazmak istiyordum. Biraz da kendime notlar babında bir şeyler karalama. Bölük pörçük kişisel değerlendirmeleri içeren notlar…
Seçildiği dönemi hatırlıyorum. Başkanlık için genç bir yaştaydı. Güzel konuşuyordu, kendine güveni tamdı. Sosyal iletişimi kuvvetli, prezantabl bir kişilikti. Bursa camiasını bilenler için yarı bilindik bir isimdi. Ne yapabileceğine yönelik soru işaretleri de bolcaydı. Babası Faruk Çelik, Bursa siyasetinde güçlü, saygın ve etkili bir isimdi. Bu artı yönlerinden biriydi. Madalyonun bir yüzü böyleydi.
Madalyonun diğer yüzü de Bursaspor’un durumuyla ilgiliydi. Kulüp tam anlamıyla bana göre tarihinin en kötü günlerini yaşıyordu. Kurulduğu tarihten günümüze hiç o kadar kötü bir duruma düşmemişti. Her sene daha kötüye giden, giderek artan bir hızla amatöre ve kapanmaya doğru gidilen bir durum söz konusuydu. Gelirler, borcun 100 de biri bile değildi. Kulübün transfer tahtası kapalı, elektriklerin bile kesildiği durumlar yaşanmaktaydı. Yani kulüp tarihinin en karanlık dönemi ile karşı karşıyaydı.
Kulüp tarihin en karanlık günlerini yaşarken ne iş adamları ne de şehrin siyasi figürleri gerçek bir destek de bulunuyordu. Biraz da Bursa kamuoyunda güçlü olan kesimlerin hedefi, kulübün kapatılıp yeni bir isimle borçsuz bir başlangıç yapmasıydı. Ki kabul edelim, eğer TEKSAS ve köklü taraftar grupları sağlam durmasaydı bu şıkkın gerçekleşmesi hiç de küçümsenmeyecek bir düzeydeydi.
Ortada ne bir kadro, ne bir para ne de bir destek vardı. Takım da birkaç bin seyirciye oynar hale gelmişti (Burada açıkçası birçok taraftarın kulübün içinde bulunduğu duruma gönlü razı gelmediği için maçlara bile gidemediği/ izleyemediği bir durum da söz konusuydu. Koca bir çınarın 16-17 yaşındaki gençlerle varolma ve neredeyse sürekli alınan mağlubiyetleri izlemeye gönlü de el vermiyordu).
Açık konuşalım bu şartlarda kulüp yönetimine talip olmak eli değil bütün gövdeyi kaldırılamayacak bir yükün altına koymaktı ve akıl işi de değildi. Her yerden alacak temliklerinin geldiği, gelen gelirlerin de bunlara gideceği bir durum da söz konusuydu. Enes Çelik ve yönetiminin o konjonktürde yönetime talip olması mantıkla açıklanamayacak bir şeydi. Kulübe bağlılık/ sadakat ve köklü bir sevgiyle açıklanabilecek bir durum. Akıl değil gönül işi.
Başkan olarak belli konularda çok doğru isimlerle çalıştı. Hepsi adeta ateşten gömleği sırtlarına giymiş, 24 saatlik mesaide çalışıyordu. Özellikle futbol şubesi Coşkun Yavuz, taraftar ve store ilişkileri Enbiya Topal (ve birçok yönetici tabii ki) inanılmaz işler çıkardılar.
Doğru da bir Hoca ile anlaşıldı. Batalla: Bursaspor’un efsanesiydi ve doğru liderlikle taraftarları hiç düşünmeden tribünlere çekecek bir isimdi. Öyle de oldu. 3. Ligde Bursaspor taraftar rekorları kırdığı çok sayıda maça sahne oldu. Taraftar doğru Başkan doğru Hoca ikilisine güvenini gösteriyordu.
3. Ligde süreç devam ederken Enes Çelik’le ilgili birkaç boyut çok dikkat çekiciydi:
1- Bursa tarihinde hiçbir başkanın olmadığı şekilde tribün liderlerine saygılıydı Bursaspor tribün liderlerin ya da abilerine (Selim Kurtulan; Mehmet Güzelsöz, Tarkan Öğe vb.) sosyal medyadan abi diye seslenebiliyordu. Bu bıçak sırtı bir durumdu. Nedeni şu: Bursa tarihinde en başarılı iki başkan olan İbrahim Yazıcı ve Levent Kızıl‘dı. İkisi de trübünlerle karşı karşıya geldi. Bursaspor tribünleri kötü gidilen dönemde hesabı kesebilecek bir rasyonellikte içeriyor ki, ilginç şekilde bu durum Enes Çelik’in lehine oldu. Bir yönüyle Bursaspor taraftarları ve tribünleri “bizim evin çocuğu” “bizden” yaklaşımını benimsedi. Arkasında durdu, destekledi.
2- İletişimi çok güçlü bir başkan portresi çiziyordu. Saygılıydı ama ilginç şekilde otoriterdi de. Bir yönüyle kadife eldiven içinde demir yumruk. Borçların azaltılması sürecinde gerektiğinde Bursa kamuoyundan birçok isimle restleşmeyi de göze aldı. Sert çıktı, kulübün haklarını savundu.
3- İnanılmaz rasyonel bir yönetici portresi çiziyor. Kötü gidildiğini, aksiyon alınması gerektiğini düşündüğü anda çok hızlı harekete geçiyor. Batalla’nın puan farkı çok açıkken ilk gönderilme, (gönlümde hala bir yaradır. Biraz da yarım kalmış bir hikâye gibi. Batalla ile ilerde kulübün yollarının bir şekilde kesişmesini çok isterim. Ama scout/ ama başka bir şekilde) ya da geri dönüp bu kez puan farkı azalmaya başladığında gönderilmesi. Adem Çağlayan’ın 2 mağlubiyet sonrasında gönderilmesi, Tahsin Tam ile çok hızlı bir şekilde yolların ayrılması bu durumlara örnek olarak verilebilir. Yani alınan bir kararın olumsuz sonuçları ortaya çıktığında çok hızlı değişime gidilebiliyor. Bu çok önemli bir şey. Başkanlık için genç sayılabilecek bir yaşta bu kadar rasyonel hareket edebilme çok önemli bir avantaj.
Kulüp yönetiminde yine çok doğru adımlar atılıyordu. İki senede ligler devam ederken ve kulüp zirveye oynarken kombineler çıkarıldı ve ikisinde de taraftarlar kombinelere büyük ilgi gösterdi. Bu sene neredeyse birkaç saat içinde çıkan bütün kombineler tükendi. Bu taraftarın takıma olan güvenini gösterme yanında küçük de olsa ekonomik bir rahatlamayı içeriyordu.
2. Lige çıkılması biraz da beklenen bir şeydi. Kadro yapısı sorunlu olsa da kadro kalitesi ligin üstünde bir özellik gösteriyordu. Oysa 2. lig öyle değildi. Güçlü takımlar vardı ve çok sayıda takım üst lige çıkma hesabı yapıyordu. Başa oynayan takım sayısı çok fazlaydı. Bursaspor’da transferler erken bitirilmişti ama lig başladığında kadronun 3-5-2 oynamaya elverişli olmadığı ve sonuçların da istenildiği gibi olmadığı görülüyordu. Burada yine rasyonalite öne çıktı. Hemen hoca değişimine gidildi. Devre arasında çok sayıda transfer yapıldı. 8. Haftada takımın başına geçen Tahsin Tam ile de takımın oynadığı oyun umut vermeyince 20. Haftada yollar ayrıldı.
Yerine getirilen isim önceki yıllarda kısıtlı kadrolarla iyi iş çıkartan Mustafa Er oldu. Çok başarılı bir dönem geçirdi ve kulübün 1. Lige çıkmasında önemli pay sahibi oldu. Buradaki durum şu: Başkan Enes Çelik ve yönetim duygusal davranmıyor. Başarılı olduğu sürece destek oluyor ve kötü gidiş büyümeden bileti kesiyor. Şimdilik bu yöntem başarılı da olmuş durumda. Alternatifi de yok gibi. Zira öncelikli hedefler hep kulübün başarılı olması, en kısa sürede üst liglere çıkarak ekonomik durumu düzelterek, rekabetçi konuma gelmesi. Bir kültür oluşturma adına gösterilecek sabrın, şu konjonktürde maliyeti kulüp için yıkıcı olabilir. Bir yönüyle kulüp can derdindeyken önce sportif başarı ve ekonomik rahatlamaya odaklanmış durumda. Doğrusu da bu…
Bu hafta Bursaspor kamuoyuna önemli bir haber düştü. Bursaspor’un hızla alt liglere düşmesinin en önemli sorumlularından biri olan eski başkanlardan Ali Ay kulüpten alacağı borcu, belirli düzeyde sponsorluklar karşılığında sıfırlamıştı. Böylece kulübün borcu 2 milyar liralardan 400 milyonun altına düştü. Bu kelimelerle açıklanamayacak bir Başkanlık ve yönetim başarısıdır. Yaklaşık 2 yıldır Ali Ay ile müzakereler sürdürülüyor. Taraftar olarak geniş kesimler bile eski başkanın bu ketumluğuna, borcu bir türlü silmemesine büyük tepki gösteriyordu. Enes Çelik sabırla, kızmadan, sakin kalarak ve de asla kamuoyu önünde rencide edici bir üslup kullanmadan süreci yönetti ve en sonunda da istediğini aldı.
Bana göre Bursaspor tarihinin en başarılı iki başkanı İbrahim Yazıcı ve Levent Kızıl’dı. İkisi de çok zor zamanlarda önemli işler yaptı. İbrahim Yazıcı’nın yaptığı iş bir tarih yazmaktı. O seviyeye gelmeye henüz zaman var ama Enes Çelik yaptıklarıyla Bursaspor tarihine İbrahim Yazıcı sonrası adını altın harflerle yazdırdı. Bu yolculukta büyük desteklerinden birini de bana göre çok güçlü bir kişilik olan Levent Kızıl’dan aldı. Uludağ İçecek, ilk andan itibaren kulübe forma sponsorluk desteği veriyor. Enes Çelik’in kulübü aldığı ve getirdiği durum Levent Kızıl dönemiyle karşılaştırdığında çok daha zor bir sürece karşılık geliyor. Süreci de harika yönetti.
Bursaspor, şu an transfer sürecine odaklanmış durumda. Birinci Lig takımlar açısından çok daha zorlu bir sürece karşılık geliyor. Çok güçlü rakipler var. Burada bir yıl dinlenme/ nefes alma çok da sorun yaratmayacak bir durum. Olur da bu yıl çıkılamazsa bunun karşılığında Enes Çelik ve yönetiminin büyük kredisi var.
Bir vurguyu da yapmak istiyorum. Bana göre Enes Çelik’in Yazıcı ve Levent Kızıl’a göre dezavantajı şu. Türk futbol piyasasında bilinirliği/ gücü/ lobisi az. Bunun zamanla artması gerekir ki, zaten arttıracaktır. Bir de taraftar ilişkilerinde ve sosyal medya kullanımında fazla duygusal. Bu boyutu profesyonellere bıraksa sanki daha iyi olabilir gibi.
İki yıllık süreçte iki destek çok önemliydi ve başarıda adeta görünmez katkı sağladılar. Birincisi, Mustafa Bozbey: Belediye Başkanlığı döneminde Bursa tarihinde hiçbir belediye başkanının vermediği düzeyde destek verdi (buna Süper Lig şampiyonluğu sürecindeki verilen destek de dahil. Kulüp, bu düzeyde desteği tarihinin hiçbir döneminde alamamıştı). Bu vesileyle Mustafa Bozbey’e de Bursaspor’a yaptıkları için gönülden teşekkür ve saygılarımızı da gönderelim. İkinci destek yakından geldi. Faruk Çelik: Gerek varlığı, gerek açık, gerek perde arkasından desteği, gerek tecrübe paylaşımı birçok şeyin daha kolay atlatılmasında büyük rol oynadı. Faruk Çelik, Bursaspor’un 2010 yılında Süper Lig şampiyonu olduğu sene tek tek işadamlarıyla görüşerek kulübe sağladığı katkıyla da o dönemki borcun azaltılmasında ve kulübün rahatlamasında hayati rol oynamıştı. Bu süreçte de kulübe katkısı büyük oldu. Var olsun.
Bir başarının gelmesinde Liderin yanında başka faktörler de vardır (bunlar başka bir yazının konusu) ama bir başarıda en önemli şey camiayı inandıracak ve çevresinde kenetleyecek güçlü liderdir. Bursaspor Enes Çelik’le o güçlü lideri bulmuş durumda.
Enes Çelik, Bursaspor tarihinin en karanlık yerinden kulüp tam da kelimenin tam karşılığıyla uçurumun kenarına gelmişken, taraftara/ camiaya Süper Lig‘de başarı ve Avrupa kupalarına katılma hayali kurduruyor ve buna da inandırıyor. Bütün bir şehre yeni hayaller kurdurabiliyor. İki sene önce amatörün kıyısından dönen bir camia için bu çok değerli ve önemli bir şey. Yaptıklarını da kelimelerle anlatmak gerçekten zor. Çok büyük iş başardı, çok büyük iş başardı…
TAKİP ETMEK İÇİN TIKLA





