Batuhan Yayıkçı “Isparta maçında sonra anladık!”
Bursaspor’un başarılı savunma oyuncusu Taha Batuhan Yayıkcı, AS TV’de canlı yayınlanan Markaj programında Süha Gürsoy'un sorularını yanıtladı.

Futbola başlangıç hikâyesinden taraftarla kurduğu bağa kadar birçok konuda samimi açıklamalarda bulunan Yayıkcı, Bursaspor’da yaşadığı dönemin kariyerinin en anlamlı süreci olduğunu söyledi.
“Babam futbolcu olmamı çok istedi”
Futbola başlama hikâyesini anlatan Taha Batuhan Yayıkcı, çocukluk yıllarına dair şu ifadeleri kullandı:
“Futbola 9 yaşında başladım. Futbolu zaten çok seviyordum ama babamın çok büyük payı oldu futbolcu olmamda. Kendisi de futbol oynadı, belli yerlere kadar geldi ama devamı olmadı. İçinde ukde kalmıştı sanırım, benim futbolcu olmamı çok istiyordu. İlk elimden tutan da o oldu. Futbola başlamama babam vesile oldu diyebilirim.
Mahallede sabahtan akşama kadar top oynardık. Sonrasında babam beni Fenerbahçe altyapı seçmelerine götürdü. 2005 yılında seçmelere katıldım. O dönem Aykut Kocaman’ın yardımcısı olan Turgay Hoca beni seçmişti. Futbol hayatım böyle başladı.”
“Futbolcu olmaktan başka bir şey düşünmedim”
Futbol dışında hiçbir meslek hayali kurmadığını belirten deneyimli savunmacı, “Tamamen futbolcu olmaya odaklanmıştım. Başka bir meslek düşünmedim. Futbolu çok seviyordum ve hayatımı buna göre şekillendirdim” dedi.
“Yıllar sonra Bursaspor’la kupa kaldırmak kaderin cilvesi”
Yıllar sonra Bursaspor formasıyla şampiyonluk yaşamasının kendisi için çok özel olduğunu belirten Yayıkcı, şöyle konuştu:
“Allah’a çok şükür bu benim 5. şampiyonluğum ama Bursaspor’la yaşadığım şampiyonluk çok farklıydı. Diğer kulüplere saygısızlık etmek istemem ama en anlamlısı buydu diyebilirim.
Kocaelispor’la iki, Sarıyer ve Kırşehir Belediyespor’la birer şampiyonluk yaşadım. Ama Bursaspor’da şampiyon olmak gerçekten çok farklı bir duygu.”
“Bursaspor beni ikna etmek zorunda değildi”
Bursaspor’a transfer sürecini anlatan başarılı stoper, yeşil-beyazlı kulübün kendisini devre arasında istediğini açıkladı:
“Geçen sezon Sarıyer’de şampiyonluk mücadelesi veriyorduk. Antalya kampındaydık. Bursaspor’dan Furkan Akın ve Recep abi hazırlık maçımıza gelmişti. O akşam beni aradılar ve yeni sezon için düşündüklerini söylediler.
Ben de ‘Bursaspor’da oynamayı kim istemez?’ dedim. Ama iki takım da şampiyonluk mücadelesi veriyordu. Sezon sonunda görüşmek üzere anlaştık.
Sezon biter bitmez geldiler ve hemen anlaştık. Hiç kimseyle görüşmedim. Çünkü Bursaspor’da oynamak herkese nasip olmaz. Bana büyük bir hikâye bıraktı. İleride çocuklarıma anlatacağım çok özel anılar kazandırdı.”
“Şampiyon olacağımıza Isparta maçından sonra inandık”
Şampiyonluk sürecinin kırılma anlarını anlatan Yayıkcı, özellikle Isparta deplasmanına dikkat çekti:
“Isparta deplasmanında puan kaybetmiştik. O maç bizi çok yaraladı. Sonrasında takım olarak bir araya geldik. Başkanımız, yöneticilerimiz, hocalarımız hep birlikte konuşma yaptık. O anda ‘Biz bu işi başaracağız’ dedik.
Maç olarak sorarsanız Mardin deplasmanı çok kritikti. 4 puan geride gitmiştik. Kaybetsek fark 7’ye çıkacaktı. Bir de Muş deplasmanı vardı. Herkes ‘Muş’un fikstürü kolay’ diyordu. O söylemler bizi çok motive etti.”
“Takım içinde aile ortamı oluştu”
Sezonun ikinci yarısında çok güçlü bir takım birlikteliği yakaladıklarını söyleyen Yayıkcı, şu ifadeleri kullandı:
“İkinci yarıda inanılmaz bir arkadaşlık ortamı oluştu. Maçtan bir gün önce kampa giriyorduk ama biz iki gün önce girmek istiyorduk. Çünkü herkes kulüpte vakit geçirmek istiyordu.
Yemeklerden sonra kimse kalkmıyordu. Deplasmanlarda takım halinde yürüyüşe çıkıyorduk. Gerçekten aile gibi olduk.
Devre arasında gelen Halil ve Soner gibi oyuncular takımı çok sahiplendi. Muhammet Demir ve Ertuğrul Ersoy’un da çok büyük katkısı oldu.”
“Sakat oyuncular bile takımı yalnız bırakmadı”
Takım ruhunun en önemli göstergelerinden birinin sakat futbolcuların takımla birlikte hareket etmesi olduğunu söyleyen Yayıkcı, şöyle devam etti:
“Muhammet abi sakatlandıktan sonra bile sürekli takımın yanındaydı. Tayfun da ağır sakatlık geçirmesine rağmen her deplasmana geldi. Baran kolunu kırdı ama yine takımla beraberdi.
Bu zorla yapılacak bir şey değil. Kimse onlara ‘gelin’ demedi. Herkes tamamen içinden geldiği için bunu yaptı. Çünkü herkes bu takımı sahiplendi.”
“Kulüpte görünmeyen kahramanlar vardı”
Şampiyonlukta kulüp çalışanlarının da büyük pay sahibi olduğunu vurgulayan Taha Batuhan Yayıkcı, şunları söyledi:
“Biz sahada oynuyoruz ama işin görünmeyen tarafı çok değerli. Malzemecilerimiz, masörlerimiz, aşçılarımız, temizlik görevlilerimiz… Hepsi bizi mutlu etmeye çalıştı. Bir dediğimiz iki olmadı.
Biz sadece sahaya odaklandık. Çünkü arkamızda çok güçlü bir ekip vardı. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.”
“40 bin kişinin önünde oynamak hem baskı hem motivasyon”
Bursaspor taraftarının oluşturduğu atmosferi anlatan Yayıkcı, özellikle iç saha maçlarının unutulmaz olduğunu ifade etti:
“40 bin kişinin önünde oynamak hem büyük motivasyon hem de baskı oluşturuyor. İlk geldiğimde bunu yaşayacağımı biliyordum ama sahaya çıkınca farklı hissettim.
Eskişehirspor ile oynanan hazırlık maçında 35 bin kişi vardı. Hazırlık maçında böyle bir atmosfer hayatımda görmedim. Muhammet abi bana ‘Antrenmanda nasıl oynuyorsan öyle oyna’ dedi ama çok heyecanlanmıştım.
Bir süre sonra alıştım. Taraftarın desteğini arkanda hissettikten sonra her şey daha kolay oluyor.”
“Cendere tarif edilemez bir duygu”
Bursaspor tribünlerinin simgesi haline gelen “Cendere” koreografisine de değinen başarılı futbolcu, şu ifadeleri kullandı:
“Cendere inanılmaz bir duygu. Ailem videolar çekiyor, sonra eve gidip tekrar izliyorum. O atmosfer tarif edilemez.
Soma maçında ilk kez biz ısınırken başladı. Isınmayı unuttuk resmen. Herkes tribüne bakıyordu. Bursaspor’a çok yakışan bir atmosfer oluştu.”
“Bursa’ya yerleşmek istiyorum”
Bursa’yı çok sevdiğini belirten Yayıkcı, futbol sonrası yaşam planına dair de konuştu:
“Ben de eşim de kızım da Bursa’yı çok sevdik. Burada çok güzel dostluklar kurduk. Futbol hayatım bittikten sonra Bursa’ya yerleşmeyi düşünüyorum.”
“En çok Egemen Korkmaz’ı örnek alıyordum”
Örnek aldığı futbolcuları da açıklayan Yayıkcı, şu isimleri verdi:
“Yerli olarak Egemen Korkmaz’ı çok beğeniyordum. Mücadeleci yapısı, hırsı ve agresifliği bana yakın geliyor. Serdar Aziz’i de çok beğeniyorum.
Yabancı olarak ise benim için tek isim Sergio Ramos.”
“Enes Çelik bize aile gibi yaklaştı”
Bursaspor Başkanı Enes Çelik hakkında da konuşan Yayıkcı, yönetimin sezon boyunca futbolculara büyük destek verdiğini söyledi:
“Başkanımız Enes Çelik bize yeri geldi babalık yaptı, yeri geldi arkadaş gibi davrandı. Maddi manevi her konuda yanımızda oldular.
Faruk Çelik, Furkan Akın, Hüseyin Yeşilkavak ve tüm yöneticilerimiz bizim sadece sahaya odaklanmamızı sağladı. Kafamızı meşgul edecek hiçbir şey bırakmadılar.”
“Bursaspor’un yeri Süper Lig”
Sözlerini gelecek sezon hedefleriyle tamamlayan Taha Batuhan Yayıkcı, şunları söyledi:
“Bursaspor bulunduğu ligin her zaman şampiyonluk adaydır. Bu kulübün yeri buralar değil. İnşallah bir üst ligi de geçip Bursaspor’u hak ettiği Süper Lig’e taşıyacağız.
İnşallah Bursaspor formasıyla Süper Lig’de oynamak da bana nasip olur.”





