Mustafa Er “Rakip ayırma lüksümüz yok”
Bursaspor Teknik Direktörü Mustafa Er, Özlüce İbrahim Yazıcı Tesisleri’nde düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
Cumartesi günü deplasmanda oynanacak Menemen FK maçı öncesi konuşan Er, özellikle golden sonra yaşanan oyun düşüşüne dikkat çekti. Sezon başından bu yana takımda golden sonra “koruma psikolojisi” oluştuğunu ifade eden deneyimli teknik adam, bu alışkanlığın kırılması için geçen hafta ciddi mesai harcadıklarını söyledi.
Hem söylem hem görsel analiz hem de saha içi çalışmalarla oyunculara bu konuyu aktardıklarını belirten Er, “90 dakika boyunca skordan bağımsız oyunu oynamak zorundayız. Koruma psikolojisiyle rakiple aynı formasyona dönersek, rakibi oyuna ortak ederiz. Oyuncularımız bu konuda iyi reaksiyon verdi ancak bunu sürdürülebilir hale getirmemiz gerekiyor. Süreç kısalıyor, makas daralacak. Her hafta aynı arzu, istek ve coşkuyla; topa sahip olan, oyuna yön veren ve atak futbol oynayan takım biz olmalıyız” dedi.
Eksikler ve Sefa’nın durumu
Takımdaki eksiklere de değinen Er, “Hakkı hâlâ aramızda değil. Muhammet’in ekstra bir durumu var. Baran’ın durumu zaten belli. Baran ve Tayfun dışında şu an başka bir eksiğimiz yok” ifadelerini kullandı.
Sefa’nın son durumuyla ilgili ise, “Sefa yüzde yüz hazır değil. Maçta da sonradan oyuna dahil ettik. Ekstra çalışmalarla hazırlamaya devam ediyoruz. En kısa zamanda hazır hale gelecektir. Süreç içerisinde ondan faydalanacağımız dakikalar yüzde yüz olacak” diye konuştu.
“Hiç zamanımız yok”
Uyum sürecine ilişkin değerlendirmede bulunan Mustafa Er, sezon başı ve devre arasında çok sayıda oyuncunun takıma katılmasının ve teknik direktör değişikliklerinin doğal bir adaptasyon süreci yarattığını vurguladı.
“Biz üçüncü hocayız. Oyun formasyonu değişiyor, oyuncular her gelen hocanın planına uyum sağlamak zorunda kalıyor. Biz daha agresif ve tehditkâr bir oyun istiyoruz. Rakip yarı sahada baskılı oynamak, topu kaybettiğimiz yerde hemen geri kazanmak ciddi efor ister. Bu da şiddetli koşular ve güç gerektirir. Çalışıyoruz ve her hafta olumlu yansımalar göreceğimizi düşünüyorum. Ancak bu süreci çok hızlı kısaltmamız gerekiyor. Çünkü hiç zamanımız yok. İki gün sonra tekrar maç oynayacağız. Açıklanan fikstürle birlikte sıkışık bir takvim olacak. Tüm maçları kazanacak oyunu ve skoru almak zorundayız” ifadelerini kullandı.
“Rakip ayırma lüksümüz yok”
Takımın büyük maçlara daha fazla motive olduğu yönündeki algıya katılmadığını belirten Er, tüm karşılaşmalara aynı ciddiyetle yaklaştıklarını söyledi.
“Adana maçı da aynı, bu hafta oynayacağımız maç da aynı, Aksaray maçı da aynı. Hiçbir rakibi diğerinden ayırmıyorum. Bu ligde herkes herkesten puan alabiliyor. Rakibi küçümseme şansımız yok. Tüm rakipler bize ekstra hazırlanıyor. Belki haftalar öncesinden bizimle ilgili çalışmaya başlıyorlar. Biz de en az onlar kadar konsantre, motive ve mücadeleci olmalıyız. Aksi takdirde rakibi oyuna ortak ederiz” dedi.
İç saha ve deplasman motivasyonuna da değinen Er, 40 bin taraftar önünde oynamanın doğal bir motivasyon sağladığını ancak deplasman maçlarında konsantrasyonun daha da önemli olduğunu vurguladı.
“İç sahada atmosfer zaten sizi motive ediyor. Ancak deplasmana gittiğinizde belki bin kişi önünde oynuyorsunuz. Şartlara uyum sağlamak zorundayız. En kritik konulardan biri bu. Oyuncuların maç ayırma lüksü yok ve ayırmıyorlar da. Adana maçında bunu gördük. Çalışıyoruz ve konuşuyoruz” ifadelerini kullandı.
“Bursaspor’un bir bedeli var”
Şampiyonluk yarışındaki baskıya ilişkin de konuşan Mustafa Er, bu durumun kulübün büyüklüğünün bir parçası olduğunu söyledi.
“Bursaspor’un bir bedeli var. 40-45 bin kişinin önünde oynuyorsak, şampiyon olmak istiyorsak bu baskı olacak. Bu baskıyla baş edebilme becerisine sahip olmalıyız. Eğer bunu kaldıramayacaksak, o zaman taraftarı ve camiası olmayan takımlarda oynarız. Burada işimiz olmaz. Bu konuyu sürekli konuşuyoruz. Olumsuz anlarda hem bireysel hem takım olarak ne yapmamız gerektiğini değerlendiriyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.





