”Kral Çıplak” diyebilmek…

 

Eski zamanlardanbir imparator giyinmeyi çok sever ve bütün parasını giyim kuşam için harcarmış, askerleriyle bile ilgilenmezmiş.

Mutlu, rahat bir ömür sürüyormuş. Derken iki profesyonel kendilerini usta dokumacı diye tanıtarak imparatorun ilgisini çekmeyi başarmış. Dediklerine göre dokudukları güzel kumaşları ancak zeki ve yetenekli kişiler görebilirlermiş. Budala ve beceriksiz olanlar hiçbir şey göremezlermiş.

İmparator, “kendime bu kumaşlardan yapılmış giysiler diktirip giyersem kimin akıllı, kimin akılsız olduğunu kolayca anlayabilirim” diye düşünmüş. Derhal bu kumaşlardan dokunmasını emretmiş.

Bu arada herkes olayı duymuş, kimin aptal ve beceriksiz olduğunu merak etmeye başlamış.

Dolandırıcıların dokudukları kumaşı duymayan kalmamış, güzelliği dilden dile yayılmış. Herkes sabırsızlıkla kumaşın dokunmasının bitip imparatorun sırtında görmek için can atıyormuş.

Bir zaman sonra İmparator, yanına adamlarını almış, dolandırıcıların yanına gitmiş. Adamlar onları görünce harıl harıl çalışıyormuş gibi rol yapmaya başlamışlar.

İmparator ne diyeceğini bilememiş. Dışından belli etmemiş, içinden: “hiçbir şey göremiyorum. Hayret! Yoksa aptal mıyım ben? ” diye geçirmiş.

İşin içinden çıkamayınca:

“Doğrusu çok güzel!” demiş. “Ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Bravo! çok güzel olmuş!!!”

Adamları aşağı kalmamışlar,

Sarayın ileri gelenleri hiçbir şey görmedikleri halde:

 “Dünyada benzeri yok bu kumaşın…”

Diye konuşmuşlar ve imparatora birkaç gün sonra büyük törende bu kumaştan yapılmış bir giysi giymesini önermişler.

İmparator üstündeki giysileri çıkarıp boy aynasının karşısına geçmiş:

“Dolandırıcılar imparatora yeni giysisini giydiriyor gibi yapmışlar.”

Saray görevlileri, soylular hemen dalkavukluğa başlamışlar.

“Giysiniz ne kadar da yakıştı.”

Törenci başı imparatorun yanına gelmiş.

“Yüce imparatorum. Halk dışarıda sabırsızlıkla sizi bekliyor, yeni giysinizi görmek istiyor.” demiş.

İmparator:

“Derhal geliyorum” cevabını vermiş.

Ardında dalkavukları olduğu halde imparator sokağa çıkmış.

“Aman ne güzel!” diye hayranlık dolu bağrışmalar duyulmuş.

Oysa kimse bir şey görmemiş. Ama kimse doğruyu söylemiyor, adını aptala çıkarmak istemiyormuş. İmparatorun çıplak olduğunu söylemeye kimse cesaret edemiyormuş.

Yolun kenarındaki kalabalığın içinden küçük bir çocuk kendini tutamamış:

“Aaa! İmparator çırıl çıplak!” diye bağırıvermiş.

Çocuğun babası da gerçeği görmüş:

“Evet, imparatorumuz hiçbir şey giymemiş” diye söylenmiş.

Bu söz kulaktan kulağa, ağızdan ağza yayılmış. Önce mırıldanmalar başlamış, sonra sesler iyice yükselmiş, bağırış halini almış. Her tarafı bir “imparator çırılçıplak! İmparator çıplak dolaşıyor, çıplak…” sesi kaplamış. Ortalık çın çın ötmüş…

Nereden çıktı mı bu hikâye?

Başkan Bölükbaşı’nıngöndermeye çalıştığımız Frey’lerin, Taiwo’ların, Kazım’ların, Civelli’lerin maliyetlerini söyleyince,

Bu yabancıların aldıkları paraları düşününce,

Ve son olarak İtalyan Genova kulübünün Frey’i gönderebilmek için 250 Euro verdiğini ve bununda ortalıklarda olmadığını okuyunca  aklıma geldi…

Umarım bir daha geç kalmadan;

“Kral çıplak” diyebiliriz…

 

 

 

 

 

Sinan Çavun / Hürriyet BURSA

Bir yorum yazın

Lütfen bir isim/rumuz ve yorum yazın.

Kayıtlı bir kullanıcıyı yorumunuza etiketlemek(mention) için yorumunuzun içerisine örnek @bursasporluyuz şeklinde kullanıcı adını yazabilirsiniz.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı