Fehmi ABİ…

İlk kez 80’li yılların ortalarında görmüştüm onu ve ikiz kardeşi Abdül Abiyi. Kendileri gibi naif, düzgün karakterli insanlardan oluşan Teksas Şadırvan Grubu’nun üyeleriydiler. Yaşımız küçük olduğundan pek yaklaşmaz karşıdan izlerdik onları, örnek almaya çalışırdık. Doksan yılının Ağustos’unda ise tanışma şansına sahip olmuştum. Ve o tarihten, Abdül Abiyi kaybettiğimiz 93 yılına kadar hemen her gün ben de Şadırvan’a gittim. Onun ve arkadaşlarının eşsiz sohbetlerinde bulunma mutluğunu yaşadım. Fehmi Abiyle dost, arkadaş, kardeş olarak tam 25 yılım geçti. Canı kadar sevdiği Bursaspor’a tezahürat yapmak dışında kimseye sesini yükselttiğine şahit olmadım. Kimseyi kırmadı, onu kıranlara bile kırıldığını belli etmezdi. Hasta ve acılı annesine, eşini kaybetmiş cefakar dünya iyisi ablasına ve üç yetim yeğenine baktı büyüttü okuttu babalık yaptı. Aynı şekilde tribün dostlarına da çok çok hakkı geçti. Bulunduğu masada hesap ödetmezdi, telefonla arasanız, size yazmasın diye yüzünüze kapatır o arardı. Tribündeki dostları maçta yaramazlık yapıp emniyette misafir edilseler gider yağmur altına kapıda onların serbest kalmalarını bekler, serbest kaldıklarında da “Dingiller saatlerdir sizi bekliyorum bir de sırıtarak çıkıyorsunuz” diye gülerek fırçasını atardı. Daha burada saymakla bitmeyecek bir çok insana karşı sayısız iyilik… Öğrencilik yıllarında Ankara’da ikizi Abdül’le başlattıkları Bursa-Ankara dostluğu ile bir başka güzelliğe daha vesile olmuşlardı. Ankara’daki vefalı, koca yürekli insanlar da onları çok sevmişti. Beste yaptığında herkesi arar ve söyler fikirlerini alırdı. Bestelerinde yeri geldi Bursaspor’una “Kolay mı göğüs germek derdine senelerce, kolay mı şampiyonluk görmeden bir kez bile” diye seslendi. Yeri geldi “ Seninleyiz her yerde Ankara’da İzmir’de, Bursaspor yolunda hazırız biz ölmeye, Teksaslıyız ezelden eğilmez hiç başımız yeşille beyaz olsun bizim mezar taşımız” dedi . Yeri geldi “Bursasporum hayat seninle güzel” ya da “Yeşil beyaz renklerin hiç ölmesin dayanamam, dayanamam” diye seslendi. Kulübüne yanlış yapan camiaya “Bu dünyada para büyük ihtiyaç” diye haddini de bildirdiği oldu. Buraya yazmakla bitmeyecek daha onlarcasıyla sevgisini dile getirdi. İnsanlığıyla, dostluğuyla, ağabeyliğiyle de hepimize örnek oldu. Tam bir yıl önce hastalandığında başta ablası ve yeğenleri olmak üzere, Şadırvan Grubundaki arkadaşları , çalıştığı işyeri olan Bursa Çimento yöneticileri ve mesai arkadaşları ve diğer Bursasporlu dostları, Ankaragüçlüler O’nun için seferber oldular. Ama emir büyük yerdendi. Fehmi Abi hayatı boyunca kimseyi üzmemişti, ama bir kere üzdü ve maalesef tam üzdü. Mütevazı yaşamının aksine cenazesindeki kalabalık onun insanlığının karşılığıydı çünkü o sadece dostları için değil, insanlık için bir kayıptı aslında. Hepimizi yaktı gitti. Ne diyelim her şey için sonsuz teşekkürler Fehmi abim. Sen Abdül Abinin emanetiydin, Ailen de, BursAnkara da bizlere senin emanetin gözün arkada kalmasın. Nur içinde yat seni asla unutmayacağız…

Tarık Çapçı

Bir yorum yazın

Lütfen bir isim/rumuz ve yorum yazın.

Kayıtlı bir kullanıcıyı yorumunuza etiketlemek(mention) için yorumunuzun içerisine örnek @bursasporluyuz şeklinde kullanıcı adını yazabilirsiniz.

Başa dön tuşu