Aidiyet ve Vakıfköy

Bursadabugün.com Spor Yazarı Serkan Yetişmişoğlu'nun köşe yazısıdır.

Aidiyet…

Adı üstünde;

Kendini bulunduğun yere ve ekibe ait hissetme duygusu…

Bu konuyu detaylandırmadan önce bazı konuların altını çizmek istiyorum.

Öncelikle…

Başarının altında yatan faktörlere baktığımızda bazı özelliklerin ön plana çıktığını görürüz.

Mesela;

Profesyonellik…

Aidiyet duygusu…

Vefa gibi…

Bu 3 olgu; hayatta da, sporda da çok önemlidir.

KULÜBÜN KIRMIZI ÇİZGİLERİNİ İYİ BİLECEKSİN

Biraz açmak gerekirse;

İşini profesyonelce yapacaksın.

Yani hakkını vererek…

Hangi takımı tutarsan tut, formasını giydiğin kulübün değerlerini, geçmişini ve kırmızı çizgilerini iyi bileceksin.

Hele hele altyapısından yetiştiysen, sular seller gibi ezberleyip, adın gibi bileceksin!

“AİDİYET” DUYGUSU NEDİR?

-Aidiyet duygusu…

Sportif açıdan bakarsak;

Kendini, içinde bulunduğun ortama ait hissetmek çok önemli.

Sanki 40 yıldır o takımda oynuyormuşçasına, canını dişine takarak, armanın hakkını vererek, terinin son damlasına kadar o formayı en iyi şekilde terletmek çok önemli…

Bunu yaparken, kimse senden Messi, Ronaldo, Neymar, Mbappe, Lewandowski falan olmanı beklemez.

Zaten, taraftar; senin performansının yüzde yüzünü sergilediğine inansın, yenilsen de tribüne çağırıp bağrına basar. Teselli eder…

BU GÖZLER, NELER GÖRDÜ?

Hep gördük:

Altyapıda oynarken veya genç yaşta A takıma yükselen bazı gençler, gollerden sonra veya galibiyet kutlamalarında armayı öper, Timsah yürüyüşü yapar…

“Bu şehir benim, bu sevda benim. Sanmasınlar ki bir gün senden vazgeçerim!” diye marşlar söyler.

İLK FIRSATTA SIRRA KADEM BASARLAR

Ama gel gör ki;

“Gel sözleşme uzatalım” veya “Gideceksen de, kulübüne bonservis kazandırıp git” dendiğinde, serbest kaldıkları gün sırra kadem basarlar!

Bulabilene aşk olsun!

Kimileri de, menajerlerinin, bazı “uyur gezer” kulüp hukukçularına yedirdikleri(!) acayip sözleşme maddelerinde kendilerine yarayacak bir açık bulunca, hooop hemen tek taraflı fesih yöntemiyle kirişi kırmanın hesaplarını yaparlar.

Kimisi, imza parasını cebellezi yapıp, kendisini yetiştiren kulübüne Seiko 5 kol saati göstererek, soluğu Avrupa‘da alır!

Kimisi de, bonservisini eline alır almaz, menajerinin müthiş kariyer planlamasıyla(!) bir Süper Lig takımına kapağı atmak için yolları arşınlayıp, başka kulüp yöneticilerinin kapısını aşındırır!

Bazısı da, kurduğu hayallerin peşinden koşarken, uyanık menajerlerin kurbanı olup, iyot gibi açıkta kalır!

MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜNÜ DE DÜŞÜNÜN

Tabii ki, günümüz ekonomik şartlarında yıllık maaşlar çok önemli!

Bol sıfırlı garanti kontratlara imza atmayı her genç oyuncu hayal eder.

Ailelerine bir an önce daha iyi imkânlar sunmak istemeleri de gayet insani bir duygu!

Bazı menajerlerin, bazı ailelere, büyük paralar vadettiğini de duyuyoruz.

Bunlar işin bir yönü…

BU SORULARA VERİLECEK YANITLAR ÖNEMLİ

Ama bir de madalyonun öbür yüzü var.

Mesela;

-Seni yetiştiren, sana yıllarca emek vererek yatırım yapan camiaya borcunu ödeyebildin mi?

-Hamdın, piştin mi? Sahiden oldun mu?

-Yoksa, tam olgunlaşmadan dalından kopup gitmek mi istersin?

Oysa, şair ne de güzel söylemiş:

“Kökünü beğenmeyen dal ve dalını beğenmeyen meyve olgunlaşmadan çürür.”

KÖRPECİK BİR FİDANKEN…

Sen ki;

Doğup büyüdüğün Vakıfköy‘ün bereketleri topraklarında, henüz filiz veren körpecik bir fidandın!..

Tam armana, şanlı formana hizmet etmen gereken zaman gelmişken…

Senden;

Kulübün içinde bulunduğu ahval ve şerait içinde, vazife olarak cepheye çıkıp ön sıralarda göğüs göğüse savaşıp bayrağı başarıyla dalgalandırman beklenirken…

SEFER GÖREV EMRİN ÇIKMIŞKEN…

Tam da “sefer görev emrin” çıkmışken, cepheyi ve armayı terk edip, birden ortadan kaybolmayı seçersen, kimseden anlayış görmeyi sakın bekleme evlat!

(Evlat diyorum, çünkü çoğunun babasından da büyüğüm.)

TARAFTAR TAM KADRO YAPARKEN…

Taraftar; tahtası kapalı olan (ki bence açılması gerekir) ve yüzde 92’si Vakıfköy patentli olan kadrodan ideal 11’i çıkarmak için, elde kalem kağıt her gün yazıp çiziyor.

Ama, o da ne?!

Gözü gibi baktığı, üstüne titrediği genç beylerimiz, keskin bir dönüş yaparak, vefasızca davranıp, resmen “armudun sapı, üzümün çöpü” gibi bahanelerle “bay bay hepiniz” diyerek, basıp gidiyor peşi sıra…

ORTAK DUYGULAR, TAMAMEN DUYGUSAL(!) OLUYOR!

Taraftarın yaşadığı hayal kırıklığını anlayabilmek için “ortak duygulara” sahip olmak gerekir tabii ki!..

Oysa, bu ortak duygular, sonradan “tamamen duygusal(!)” bir hal alıyor!

Hal böyle olunca…

Arma sevdalıları da;

“Sen de mi Brütüs?” demekten kendini alamıyor!

DEJAVUNUN DA NİRVANASI

Bu film, son yıllarda her sezon 1-2 defa tekrarlanıyordu.

Ama galiba bu sene, dejavunun da nirvanasını yaşıyoruz adeta!..

NASIL HATIRLANMAK İSTERSİN?

Aslında bütün bu herseleri yerken, asıl düşünmeniz gereken şey şudur genç beyler:

Unutmayın ki;

Herkesin dönüp dolaşacağı yer, yine kürkçü dükkânıdır!..

Yıllar sonra Bursa’da nasıl hatırlanmak istiyorsunuz?

Ali Veli gibi mi?

Yoksa, Sedat 3 gibi mi?

İşte önemli olan bu…

YÖNETİMLERİN HİÇ Mİ SUÇU YOK?

Şimdi diyeceksiniz ki;

Kulüp yönetimlerinin hiç mi suçu yok?

Olmaz mı?

-Spor hukukundan bihaber çaylaklarla çalışırsan…

-Oyuncu menajerlerinin, kaçmak için açık bulmasına olanak sağlayan kontratları, doğru dürüst incelemeden ve de inceletmeden şakkadanak imzalarsan…

-Kulüpte, profesyonel işleyişin devamını sağlayacak futbol aklını kullanmazsan…

İşte, o hurmalar, gün gelir senin sırtını tırmalar!

**

Aidiyet ve Vakıfköy‘deki çalışmalarla ilgili görüşlerimi paylaşmaya bir sonraki yazımda devam edeceğim.

13 Yorum Onay bekleyen yorum yok

  1. Kalemine sağlık kardeşim 90 lı senelerde bir beyaz eşyaya A takıma imza atmış gençlerden nerelere geldik.

    15
    4
    1. @9Maratonüst yorumuna yanıt olarak

      Gene çok uzun yazmış. Gereksiz bi sürü laf salatası. Azıcık okuyem dedim, gözüm bozuldı, beynim yandi yarıda bıraktım amk. Benim okumadığım yerlerde önemli bişey demiş mi? Yoksa gene aynı goy goy mu? Okuyan arkadaş alta yorum eklesin, aydınlatsın.

      9
      9
    2. @9Maratonüst yorumuna yanıt olarak

      kalemine mi sağlık?!.
      bir trilyon borçla ”tahta-transfer-takviye” aşkı! ve nidalarıyla mehtaba çıkmaya kalkarsan bunları yaşamak kaçınılmaz olur.

      bizim medya ve taraftarın tek yaptığı tavşana kaç, tazıya tut misali ”araba devrildikten sonra yol göstermek!”

      ben bugüne kadar bizim köşe yazarlarımızdan,
      a- önce kulüp olarak kurumsallaşalım.
      b- yeni bir yapılanmaya gidip geleceğin takımını oluşturalım.
      c- yönetim, teknik adam ve kadro istikrarını sağlayalım.
      d- bu süreçte kulübe zaman tanıyalım. sabırlı olalım. birlik olalım. destek olalım.
      e- taraftarı bilinçlendirme adına için forumlar kampanyalar düzenleyelim.
      f- camiada görev karmaşası yaratmayalım. kulüp üzerinde baskı unsuru olmayalım.
      g- başkanın kulübü, antrenörün takımını, taraftarında sadece tribünleri yönettiği bir kulüp yapısının önemini anlattıkları bir yazıya ve yoruma hiç rastlamadım.

      varsa yoksa iş ile aşkı karıştırmak, duygu sömürüsü, hayal, masal. demedim mi, etmedim mi.

      14
      4
        1. @Yetişmişoğlu yorumuna yanıt olarak

          sevgili kardeşim, yazdıklarım benim kendi doğrularım. okuyan istediği butona basabilir.
          medya işine gelince haddimizi biliriz. zaten oralara girecek kürkümüz de! yok.
          futbolu, yıllarca eski merinosun tozunu yutarak, soyunma odalarının ter ve lasonil kokularını teneffüs ederek.
          taraftarlığı da sokaklarda öğrendik.
          çok şükür ne sahalarda ne de sokaklarda kırmızı kartla tanışmadık.
          bütün amacımız dilimizin döndüğü, eğitimimizin elverdiği ölçüde öğrendiklerimizi buradaki kardeşlerimize aktarmak…

    1. @2010Ruhu yorumuna yanıt olarak

      Bu çocuklar Bursaspor süper ligde olsa rezerv takıma gidecek yada 1. 2. Lige gelişmesi için kiralık gönderilecekti.ama bu takım bu hallere düşünce çıktıkları yumurtayı beğenmez oldular.şimdi gittikleri takımlar onları 2 .lige gönderecek.bunu görmelerine rağmen Bursasporu terkediyorlarsa burada sorun büyük demekki.

      7
      3
  2. Çok güzel kaleme alıp dile getirmişsiniz de suçun büyüğü yönetimde maalesef pırlanta gibi çocukların sırtından bir sürü insan haksız yere servet yaptı mevki yaptı o çocukların teri hakkı umursanmadi pavyonlarda klüp paralarını vicdansızca harcayanlar bu çocukları düşündünmü hakkını arayan ihtar çeken vs.kimse onlara suç bulamazsınız vakıf köy yetistiriyorsa babasının hayrına yetiştiremiyor alt yapıda bir dönem çocuklara harçlık veriliyordu o bitti yemek veriliyordu o bitti sonra makarna sabah akşam siz hiç o çocukların ailelerine sordunuzmu kramponlarini nasıl alıyorsunuz diye önce şekli düzgün ekonomik durumu iyi kulübe maddi yararı olan iş adamlarının ve ailelerin çocuklarını torpille oynattiniz yetenekli gariban cocuklari kulübede yedekte oturttunuz daha bunun gibi nice haksızlık sayabilirim sevgili yazarım aidiyet duygusu dediginiz şey önce yoneticelrinden tut caycisina kadar o çocuklara sahip çıkmakla haklarını yenmemekle olur bu yüz den önce yönetim düzelecek sonra çocukları yargılama hakkına sahip olacaksınız

    1. @Canan yorumuna yanıt olarak

      Evet haklısınız hem de sonuna kadar…
      Ben de zamanında Bursaspor un kapısından döndüm …
      Seçmelerde yeteneğe falan bakmıyorlar çünkü seçenler kendileri zaten yetenekten falan anladıkları yok,yani baştan onlar da torpilli..

      1
      1
  3. bursa halkı artık zor yardım eder gelen geçen çaldı. amigolara yedirdi kısacası çorbaya sinek kaçtı bu saatten sonra cacık olmaz.

    6
    1
  4. Hangi gazeteciler Bursaspor komitesi kurup olup biteni incelediler ve uyarida bulundular diye sorarlar adama. Buda bir bakima sizin isiniz sizlerde buradan para kazaniyorsunuz. Boyle gaz yazilari Ben bilirimler tavsiyelerden once sizinde yapacak cok isiniz var sizlerde gorevinizi iyi yapmiyorsunuz ayni bizler taraftarlar olarak bizdede is yok. O zaman Adama sus derler.

Bir yorum yazın

Lütfen bir isim/rumuz ve yorum yazın.

Kayıtlı bir kullanıcıyı yorumunuza etiketlemek(mention) için yorumunuzun içerisine örnek @bursasporluyuz şeklinde kullanıcı adını yazabilirsiniz.

Başa dön tuşu