Kolay mı 41 yıllık sevgiliye veda etmek!

Dile kolay... Tam 65 yıl... Bu emektar Atatürk Stadı neler görmedi ki...

28 senesi gazeteci olmak üzere 41 yıl boyunca her Bursaspor sevdalısı gibi benim de acı-tatlı anılarım oldu, emektar statta…
Bu anılarımı ve o yıllarda Bursaspor’la ilgili deplasmanlarda yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bazılarını sizinle yıllar önce de paylaşmıştım.
Ancak pazar günkü vedadan sonra yeniden eskilere gittim.

NOSTALJİK YOLCULUK
Şimdi nostaljik bir yolculuğa hazır mısınız?
Buyurun öyleyse…
1973- 1974 sezonunda başladı tribünlerle tanışmam…
Zaten 1963’ten beri Mahfel grubuyla deplasmanlara giden ve Teksas’ın atalarından sayılan Bursasporlu bir babanın oğlu olarak bu da gayet doğaldı…
1967’de İnönü’nün; eski adıyla Mithatpaşa’da:
“Senin önünde bütün takımlar eriyor. Türkiye Ligi bekle Bursaspor geliyor” pankartını arkadaşlarıyla birlikte açan Tatar Mehmet’in oğlu (Meraklısına; o pankartlı fotoğraf hâlâ babamda duruyor)…
Mesut Şen ve merhum Ersel Altıparmak’ı hayal mayal hatırlıyorum.

BABADAN TEKSASLI
Dr. Recai (Özdemir), İngiliz Kemal (Batmaz), Deli Bahtiyar, Sedat 3, Ahmet Kılıç, Beyhan Çalışkan, Maradona Çetin, Nejat Biyediç’i izledim.
1986’da Türkiye Kupası’nı kazanırken, o zaman henüz üstü açık olan Teksas’taydım.
Hatta babam beni küçükken Teksas’ın kapalıya yakın tarafına götürürdü…
Rahmetli gazeteci büyüğüm Ayhan Uzoğuz da bu tribüne “FAT” derdi. Yani, Futboldan Anlayanlar Tribünü (FAT) anlamında…
Zaten Çarşambapazarı’nda oturduğumuz için Merinos İlkokulu’nda ve stadın dibindeki Atatürk Lisesi’nde okumuş, çocukluğu ve gençliği stat çevresinde geçmiş biriydim.
Teksas’ın eski beyin takımından ve BursAnkara dostluğunun temelini atan Şehit Asteğmen Abdülkerim Bayraktar ve ikizi Fehmizat ile Atatürk Lisesi’nde yan yana sınıflardaydık.
Merhum ikizler, tribünlere büyük emek verdiler Şadırvan Grubu ile birlikte…
Allah gani gani rahmet eylesin…
**
TRİBÜNDEKİ KARTONLAR
İlkokuldayken maçtan sonra stattan çıkmaz, kartonları yukarıdan dışarı atar, bir sonraki maçta satan arkadaşlarıma yardım ederdim.
80’li yıllarda Mücellip, Minas, Altan, Hamit, Zonguldaklı (beyaz saçlı) Bülent, Arap İbrahim gibi isimleri, her sene kümede kalmaya çalışan Bursaspor’u izledik; inançla, umutla…

GAZETECİLİĞE MERHABA
1987’den itibaren 18 yaşında muhabirliğe başladım Uludağ Gazetesi’nde…
Nejat Biyediç’e, A.Suphi Evke’ye, Hakan Şükür’e, Beyhan’a, kaleci Erhan’a, Yalçın Gündüz’e, Adnan Örnek’e, Turan Şen’e, Küçük Erhan’a (Kiremitçi), Cemal Vardar’a, Erkan Öncel’e, Dr. Kemal’in maçlarını yazdım, onlarla röportaj yaptım.

ÖDÜLLÜK GOLLER ÇEKTİM
K.Erhan’ın 0-2’den 3-2 biten o meşhur Fenerbahçe maçında Schumacher’e attığı 3 golü de, Trabzonsporlu Pfaff’a kupada attığı golleri de kale arkasında çektim ve bu fotoğraflarla çok değerli ödüller aldım…
Hatta hiç unutmam; fırtınalı bir günde, Zonguldak maçında kale arkasında gol çekmek için 90 dakika beklerken, şemsiyemiz rüzgârdan kırıldığı için, afedersiniz; kale arkasında donumuza kadar ıslanmıştık Atatürk Stadı’nda…

HEPSİNİ GÖRDÜM
3.Lig takımı Bozüyük’te Ersel Uzgur, İslam, Gürselli kadrosuyla şampiyon olurken, 2.Lig’de Kütahya’da Ahmet Kılıç takviyeli Murat Yoldaş, Faruk Korkmaz, Talip, Yüksel, Hacı Murat, Hulusi gibi unutulmaz isimlerden oluşan ekip ipi göğüslerken, ben yine elimde makina sahadaydım.
Şampiyonluk turlarında kan ter içinde kalmıştım, o anları ölümsüzleştirebilmek için…

BİYEDİÇ’İN EVİNDE
Ayrıca unutulmaz anılarım da oldu çok şükür!..
Bursaspor’un efsane kaptanı İmparator Nejat Biyediç’in evinde 1987’de eşi Mirna ile Selvili Cadde’de Gelişim Spor Dergisi için röportaj yaptığımda, henüz biricik kızları Anja yoktu dünyada… Sonradan çok iyi dost olacağım ve aynı gazetelerde yazıp, aynı ekranları paylaşacağım İmparator’a mutfak önlüğünü giydirip numaradan yemek pişirtirken, eşi Mirna ile tavla oynatırken, hiç kapris yapmamıştı.
Bu röportaj o dönemin en popüler haftalık spor dergisi Gelişim Spor’da yayınlanmıştı tam sayfa… (O gün bize tercümanlık yapan değerli Abim Mustafa Sevinç’in kulakları çınlasın.)

KAPTAN ÖZSELEK BAŞKAN
Sonra yine aynı yıllardı. Daha dün gibi hatırlıyorum. Merhum kaptan Orhan Özselek, kulübe kimse sahip çıkmayınca Tayyare’nin tozlu kulisinde Sinan Bür Kaptan ile 15 dakikada liste oluşturup, kaptanlık yaptığı kulübe Başkan olurken tarihe not düşmüştüm kongre haberlerimle…
İbrahim Yazıcı, 25 sene evvel Özselek’ten başkanlığı devralırken de yine aynı sinemada oradaydım.
Vakıfköy Tesisleri ışıklandırıldığı dönemde, sezon açılışına İstanbullu gazeteciler özel olarak helikopterle getirildiği gün de oradaydım.

KELLE KOLTUKTA
Deplasmanlar deseniz başka bir alemdi…
Biz 12 saatlik Adana, 17 saatlik K.Maraş gibi deplasmanlara otobüsle giderdik. Hem de bir gece önce gidip, maçtan sonra hemen otobüsle Bursa’ya dönerek… Yani, tıpkı cefakar Bursaspor taraftarı gibi 2 gece üst üste yollarda otobüs koltuklarında uyurduk, tilki uykusu misali…

BOLU’DA TAŞLI KARTOPU YEDİK
Yıl 1987-88’di;
Bolu’da evsahibi takımın kale arkasına geçtim diye, içine taş konmuş kartopuları yemiştim. Ama yine de yılmadım ve montumu kafama çekip, tam siper gole yattım Bolu kalesinin arkasında:))
Yine aynı sezon, Nevzat Güzelırmak yönetiminde 2.Lig için kurulan, ancak 1.Lig’de 5. olan o meşhur sezonda (1987-88), Ersel Uzgur’un ilk kez A takımda oynadığı Adana’da; Bursalı 8 gazeteci içinde, A.Nail’in golünü çekmek için kale arkasına geçtim Adana Demirspor maçında…
Sen misin Demirspor kalesinin arkasına gol çekmek için giden… Zaten iyot gibi açıktayım, tek başına dikilen basın kolluklu (o zaman basın yeleği değil, kolluk vardı) bir tip olarak…
“Şeftalili” küfürleri ve taşları yemeyi göze almıştım. Nitekim mancınıklar hemen çalışmaya başlamıştı uğultularla beraber…
Koca koca taşlar kafamı teğet geçerken, Ali Nail Durmuş ve Karaşimşek Şenol Ulusavaş’ın 5 Ocak Stadı’nda her iki yarıda attığı golleri de kabak gibi çektim.
Hatta taç çizgisinden fotoğraf çeken (o zamanlar izin vardı oradan foto çekmeye) bizim Suat (Paçacı) duymuş, Bursalı gazeteci abilerimizin “Bak Serkan çekiyor golleri, sen de gitsene kale arkasına” demesini ve diğer meslektaşının, “Yaa, sıkıysa sen gitsene! Baksana nasıl koca koca taşlar atıyorlar!” diye karşılık verdiğini…

UNUTULMAZ HOCALAR
Yılmaz Vural’ın babacan ve samimi tavırlarını, Nevzat Güzelırmak’ın bana ‘evlat’ deyişini, yardımcısı Basri Ukuşer Hocamı, A.Suat Özyazıcı’nın ‘Sarı’ diye hitap etmesini, Yılmaz Gökdel’in defalarca uyarmama rağmen ‘Serdar’ demesini de unutamam.
Hatta öyle ki; Gökdel 1999’da Girne’de karşılaştığımızda, ‘Naber Serdar’ deyince ikimiz de patlatmıştık kahkahayı Kıbrıs’ta!..
Ayrıca, Gökdel’in Fomara Han’daki kulüpte 27 yıl önce yaptığı yaşpastalı basın toplantıları da o dönemde çok meşhurdu.
Bir de “Muhabirlerden en çok Mehmet Basit’i seviyorum” derdi Gökdel. ‘Neden?’ diye sorunca da, “Benden kısa tek muhabir Basit de ondan” diye patlatırdı espriyi, kulakları çınlasın. (Mehmet Basit Abimizi de rahmetle anıyorum.)
Aslında daha uzun süre görev yapacaktı ‘Kısa Maltepe’ lâkaplı Gökdel Hoca ama, kendi getirdiği santrfor Erhan Kiremitçi (K.Erhan) o kadar çok kaçırdı ki, ilk haftalarda, Yılmaz Hoca da adaşı Yılmaz Vural’a görevi Almira Otel’de yönetici merhum Tacettin Bey’in ofisinde teslim etmek durumunda kalmıştı.

İNTERTOTO FIRTINASI
1995’te Musisi, İntertoto Kupası’nda tarihe geçen ilk Timsah yürüyüşünü Atatürk Stadı’nda yaparken, Baliç, Ercüment golleri sıralarken, Bursa Hakimiyet ve Yeni Yüzyıl Gazetesi’ndeki yazılarımı hiç unutamam.
Ercüment’in ağları delen golünü…
Karlsruhe maçında uzatmalar ve penaltılarda yaşadığımız heyecanı unutmak mümkün mü?
Nejat Biyediç’in, kaleci Zalad’ın belini kırdığı çalım sonrası golünü…
Sarı Boğa Pingel’in, Palasz’ın gollerini, Moşe’nin milimetrik paslarını…
1992-95’lerdeki Yeşil İnciler’den Yeşil Timsah’a geçiş sürecini…
2006’daki geri dönüşte; Beşiktaş maçındaki tekbir seslerini!..

İÇİMİZE AKAN GÖZYAŞLARI
2004’te gözyaşlarımızı içimize akıtıp 41 yıllık çınarın Sakarya’da devrildiği o kapkara günü Olay Spor’un sayfalarına yazmak durumunda olan spor servisinin Şefiydim o dönem…
Önceleri donup kalmıştık hepimiz…
Ama üzüntüden yığılıp kalma gibi bir lüksümüz yoktu.
Kötü de olsak, ağlasak da o sayfalar yapılacaktı!
Nitekim içimiz kan ağlayarak görev yaptığımız o geceyi hatırladıkça yüreğim bir tuhaf olur!

KUPA TÖRENİNİ GÖREMEDİK
Sonra…
2006’da Başkan Levent Kızıl döneminde; Lig A şampiyonluğuna ulaştığımız gece de ‘önce gazeteciyim, sonra taraftar’ durumunu bir kez daha yaşadım!
Kupa törenini göremeden, görev gereği gazetemiz Olay’a koşmuştuk, Cemal Abi (Ekentok) ve Ali Aydoğdu ile birlikte…
Töreni ekrandan izlemek bana çok koymuştu.
Ayrıca o gece Çatalfırın’daki izdihamı ve takım otobüsünün bu nedenle Tophane’ye doğru dönmek zorunda kaldığına canlı olarak tanıklık etmek istemez miydim!
“Gazetecilik beklemez, verilen görev kutsaldır” dedik ve yine sineye çektik.

ŞAMPİYONLUK GELİYOR
2009’da Avusturya kampıyla başlayan sezonda Olay Medya Spor Müdürü olarak, kampından deplasmanına; şampiyonluk sürecinin her anına tanıklık ettiğimi hatırlayınca yüreğim ferahlıyor hemen…
Nasıl ferahlamasın dostlar, ömür boyu peşinden koştuğu takımı, bırakın şampiyon olmuşken, ilk 3’e girmiş bile göremeden göçüp gitmiş binlerce yeşil-beyazlı yüreği düşününce, insan kendisini o kadar şanslı hissediyor ki!
Ayrıca Türk futbolunda devrim yaratan 16 Mayıs 2010 gecesi Olay TV’de spiker Gökhan Küçükkaplıdağ ile teknik direktör Yalçın Gündüz’e maç anında 90 dakikalık maç için canlı programı koyarken de zafere inanıyordum.
O; 9 saat süren rekor canlı yayında, gece 50 bin tirajlı gazeteyi bitirdikten sonra saat 02.30’da sunuculuk görevini Gökhan’dan devraldığımda yorgunluğumu hiç hissetmiyordum bile…

KUPA TÖRENİNİ ANLATMAK
Bir de, 17 Mayıs’taki şampiyonluk kupa törenini stadın çatısından Adem Vural ve Erkan Öncel’in yorumlarıyla, saatlerce canlı anlatmanın;
“Veee kupa Kaptan Ömer Erdoğan’in ellerinde yükseliyor” diyerek mikrofon başında haykırmanın hazzı ve gururu, o kente, takımına, renklerine aşık olduğu kaç gazeteciye, spikere kısmet olur!
Sorarım size; o anlar parayla pulla ölçülebilir mi?

TARİHİ BELGELER
Ayrıca, o tarihi günlerde, 2 kez verdiğimiz şampiyon Bursaspor’un 4 parçalı dev posterini, 50 bin basan Olay’ın o unutulmaz çift sayfalık devasa şampiyonluk kapağı sayfasını, 100 sayfalık kuşe kağıda basılı ‘Şampiyonluk Kitabı’nı bedava verişimizi hatırlıyorum da, umarım ölmeden Allah bana yine gazeteci olarak böyle hizmetlere imza atmak nasip eder, diye dua ediyorum.
Tabii, Olay TV Spor Şefi Tarık Çapçı arkadaşımın kaleme alıp hazırladığı ‘Kuruluştan Şampiyonluğa Bursaspor’ adlı 63 dakikalık VCD’nin Olay’la ücretsiz verilmesini de çok önemsiyorum.
Olay Medya Spor Servisi olarak yaşadığımız o gururu unutmak mümkün mü?
O unutulmaz eserlere katkı koyan, emek veren bütün arkadaşlarıma bir kez daha teşekkür ediyorum.
Olay TV’de her pazartesi Final’de Özge Yetişmişoğlu, Tarık Çapçı, Erkan Öncel, A.Suphi Evke, Adem Vural ve tüm Olay Medya Spor Servisi ile müthiş işlere ve programlara imza attık.

BOĞAZ’DAKİ BAYRAĞIMIZ
Şampiyonluğun coşkusu çok tazeyken, Bursaspor bayrağı, tıpkı o meşhur tezahürattaki gibi İstanbul’un 2 köprüsünde DALGALANIRKEN, Tarık Çapçı, Ayhan Işık ile İSTANBUL’da 3 ayrı noktadan canlı yayın yapmıştık.
Biz bu canlı yayını merkezden yönlendirirken, an be an yorumlarken aldığımız hazzın tarifi yoktu!

ŞAMPİYONLAR LİGİ MÜZİĞİ
Yayın ekibi olarak hepimizin tüyleri diken diken olurken, habercilik anlayışımızla yine fark yaratmış ve tüm Türkiye’ye ve dünyaya bu tarihi bayrak asma törenini anında ulaştırmıştık.
Sonraki sezon, 60 yıllık emektar Atatürk Stadnda  ilk Valencia maçında Şampiyonlar Ligi müziğini duyduğumuzda hangimizin tüyleri ürpermedi ki?!

ŞANSLI AZINLIK
Glasgow Ibrox Stadı’nda, Manchester Old Trafford’da, Valencia Mestella’da tarihi Şampiyonlar Ligi maçlarının hepsini yerinde izleyen 10-12 şanslı Bursalı gazeteciden biri olmanın verdiği tarifsiz gururu anlatmak mümkün mü?
Tabii ki hayır!Hani ‘anlatılmaz yaşanır’ derler ya, aynen öyle.

ERGİC’LE OLD TRAFFORD’DA
Efsane orta saha İvan Ergic ile İngiltere’deki ManU maçından bir gün önce tünelden Old Trafford Stadı’nın çimlerine ayak basarken yaptığımız Türkçe sohbetin keyfi, değeri ölçülebilir mi?
Ayrıca şampiyonluk göremeden yitip giden o kadar çok yürek var ki!
Medyaya bakarsak; 23 yıl beraber maç anlattığım ve omuz omuza çalıştığım Mehmet Özman Abim, emektar muhabir Mehmet Basit, Bursa’nın duayen gazetecilerinden Aykan Uzoğuz Hocamız, Enver Ayhan, merhum muhabirler Çetin Şeker, Selim Hacıoğlu, Atalay Gönül, Selman Abi, Süleyman Gökova, Erdal Çolak, Alican Tarakçıoğlu ve daha adı aklama gelmeyen birçok basın emekçisi…
Allah bu camiaya hizmet eden herkese rahmet eylesin.
Âmin.

VEDA GÜNÜNE DAİR…
Mersin İY maçıyla veda ederken efsane futbol mabedine; stadın her yerine daha bir farklı gözle baktım.
Teksas’a, maratona, açık kaleye, çatıdaki naklen yayın kulübesinden kuşbakışı sahaya baktım…
Sonra basın tribününe inince;
Tribünlerdeki o muhteşem şovu izlerken, adeta zaman tüneline girdim.
O yıllar, film şeridi gibi böyle geçti gözümün önünden…
Gözlerim buğulandı.
Sanki hiç ayrılmayacakmışız gibi geldi.
Hani, sevdiğinden uzak kalınca bir boşluğa düşersin ya;
İşte aynen öyle bir şey…
Boğazım düğümlendi.
Yüreğime sanki bir taş oturdu.
Basın tribününden ayrılmak istemedim dakikalarca…
Adeta 41 yıllık dostundan ayrılmak zorundaymışsın gibi…

TİMSAH ARENA’DA YENİ ZAFERLERE
Açıkçası, Atatürk Stadı’nın yıkılmasına gönlüm hiç razı değil.
Bir şekilde korunması gerek.
Umarım, 44 bin kişilik Timsah Arena’da Bursaspor’un yeni zaferlerine tanıklık ederiz.
***
Velhasıl kelam, iyi ki 28 senedir bu işi yapıyorum…
İyi ki Bursasporlu bir babanın ve ailenin oğlu olmuşum.
Bir kongre üyesi olarak;
Elim kalem tuttukça ve dilim döndüğünce bu sütunlarda ve ekranlarda; sevdamız Bursaspor’u, inandığım değerler doğrultusunda, sağduyuyla yazmaya ve yapıcı eleştirilerde bulunmaya devam edeceğim.

Bir yorum yazın

Lütfen bir isim ve yorum yazın.

Kayıtlı bir kullanıcıyı yorumunuza etiketlemek(mention) için yorumunuzun içerisine örnek @bursasporluyuz şeklinde kullanıcı adını yazabilirsiniz.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı